Ramazan Hikayesi

Yazar Yorum Yap 156 views

 Bir Ramazan Hikayesi: Ahmet ve Ramazan

 Bir varmış bir yokmuş. Ahmet adında küçük bir çocuk varmış. Ahmet’in sıcacık bir yuvası, merhametli anne babası, güzel oyuncakları ve evlerinin önünde küçücük bir bahçeleri varmış. Ama bir şey eksikmiş. Ahmet’in beraber oynayabileceği ne bir kardeşi ne de arkadaşları varmış. Evde yalnız yalnız oynar, sıkılınca da bahçede karıncaların, kelebeklerin, tırtılların izini sürermiş.
Bazende çimenlerin üzerine yatar bulutları seyreder, kendi kendine hayallere dalar gidermiş.Ara ara anne babası onunla oynarmış fakat işleri çok olduğundan fazla oynayamazlarmış. Ahmet odasında da tek başınaymış. Yatağı tam pencerenin kenarındaymış. Uykuya dalmadan önce gökyüzüne bakar yıldızları ve ayı hayranlıkla seyredermiş. Yine bir gün akşam olmuş, Ahmet pijamalarını giyip yatağına yatmış. Annesi her gün yatmadan önce masal okurmuş.

O günde çok güzel bir masal okuyup, yanağından öpmüş. Oğluna hayırlı geceler dileyip, duasını yapmasını söyleyip, ışığı da söndürüp çıkmış. Ahmet yine her gece yaptığı gibi duasını okuyup yattığı yerden yıldızları seyre dalmış. Yıldızlar sanki gökyüzünden Ahmete göz kırpıyorlarmış. Birden aya takılmış gözleri. Bir süre baktıktan sonra aklından şunlar geçmiş: “Ayda benim gibi yalnız, hiç arkadaşı yok. Acaba canı sıkılmıyormudur ki?.. .” Bunları düşünürken uykuya dalmış. Gözlerini açtığında pencereden ayın ona gülümsediğini görmüş. Biraz korkuyla beraber bir heyecan yaşamışRAMAZAN HİKAYESİ

Ay ona şöyle seslenmiş: “Selamun aleyküm Ahmet, nasılsın?” Ahmet gözlerini kocaman açarak :”Aleyküm selam! Be benim adımı nereden biliyorsun?” diye sormuş. “Gökyüzüne bakan bütün çocukları tanıyorum.” demiş ay gülümseyerek. Daha sonrada; “Benimle arkadaş olur musun?”diye eklemiş. Ahmet daha da heyecanlanmış. Tam olur diyecekmiş ki aklına ayın gökyüzünde yaşadığı gelmiş. Üzgün üzgün “Ama sen gökyüzünde yaşıyorsun. Oysa ben yeryüzündeyim. Oraya çıkamam ki.” Ay: “dert etme bunu. Haydi atla bakalım sırtıma. ”deyip, Ahmeti sırtına alıp bir çırpıda beraber gökyüzüne uçuvermişler.

 

Gökyüzünde saklambaç,yakalamaca, seksek ve daha birçok oyun oynamışlar. Ay Ahmet için kimi zaman trambolin olmuş, kimi zaman da kaydırak. Kimi zaman sallanan bir sandalye olup tıngır mıngır sallamış, kimi zamanda uçan bir at olup gökyüzünde uçurmuş Ahmeti.. Artık her gece ay yeryüzüne inip Ahmeti alıyor, bir süre oynadıktan sonra aşağıya indirip yatağına yatırıyormuş. Ahmet yeni arkadaşını o kadar çok seviyormuş ki, gece olupta ayın çıkmasını dört gözle bekliyormuş.

Bir gece yine ayla beraber oyun oynadıktan sonra Ahmet aya :
Keşke sende bir gün yeryüzüne gelsende orada oynasak. Hem oyuncaklarımı ve kitaplarımı gösteririm. Annem ve babamla da tanıştırırım seni.olmaz mı? ”demiş.“olmaz” demiş ay. Ahmet’in suratı asılmış “Neden peki? Ben seninle gündüzde oynamak istiyorum. ” “Rabbim bana gökyüzünde bir görev verdi. Yeryüzüne inersem görevimi yapamam. Görevimi yapamazsam da insanların kafası karışır. Ne yapacaklarını bilemezler.” “Nasıl yani senin bir görevin mi var?” “Evet. Hani bazen inceliyorum, sonra yavaş yavaş kalınlaşıyorum sonrada yarı ve yusyuvarlak tam bir ay oluyorum.” “Eveet.” demiş Ahmet. “Görüyordum. Ama neden olduğunu bilmiyordum. Senin oyun oynadığını felan düşünüyordum.” “Peki bunların neden olduğunu öğrenmek ister misin?” Ahmet büyük bir heyecanla :“Tabi ki isterim.” demiş.

Ay konuşmaya başlamış: “Sene de on iki tane ay vardır. Ben onların herbirinin gelişini haber veririm incecik halimle.Bu halime hilal derler. Sonra kalınlaşmaya başlarım yarım bir elma gibi işte bunada yarım ay derler. Daha sonra da tam bir ay olurum. Buna da dolunay derler. Sonra incelemeye başlarım yine yarım ay ve hilal olduğumda bir ay geçmiş olur. ” Tamaam“. Anladım. ” demiş Ahmet. “Yani bir bakıma zamanı gösteriyorsun öyle mi?” “Evet aynen öyle. Tabi ki Rabbimin emriyle yapıyorum bütün bunları. ” “Gerçekten çok önemli bir görevin varmış. ” “Evet elhamdülillah. Hatta yakında çok güzel bir ayın, yani ayların sultanının müjdesini vereceğim insanlara.” “Yaa.. Ayların sultanı da mı var.” “Evet. Adını öğrenmek ister misin?” “ Hemde çok isterim.” “Onun adı Ramazan.

Rahmet ayı derler ona. Müslümanlar oruç tutar, güzel işler yapmaya, kötülerden korunmaya çalışırlar. Kim ne kadar güzel tutarsa orucunu, ona o kadar büyük sevap verir Rabbimiz. Ramazan ayı o kadar güzeldir ki Rabbimiz Kuran-ı Kerim’i de bu ayda indirmeye başlamıştır. ” “ Aaa çok güzelmiş gerçekten. Peki çocuklarda oruç tutabilirler mi? ” “Tabi ki neden olmasın. Tekne orucu diye bir oruç var küçük çocuklar bunu çok seviyorlar istersen sen de bundan tutabilirsin.”

Ahmet sevinçle zıplamış. “ Evet evet ben de tutacağım ve bir sürü sevap kazanacağım.” demiş. Ay: “Saat baya geç oldu Ahmetcim. Seni evine götürüyüm. Annenler merak eder sonra.” deyip onu hızla aşağıya indirip el sallayıp hayırlı geceler demiş.

Ahmet’te yatağına yatıp güzel rüyalara dalıp mışıl mışıl uyumuş. Sabah kalktığında annesi ayla neler yaptığını sormuş Ahmet te heyecan içinde olup biten herşeyi annesine anlatmış. Annesi oğlunun bir arkadaşı olmasına çok seviniyormuş. Ahmet odasında oyuncaklarıyla oynarken annesinin bir takım hazırlıklar yaptığını görmüş ve merakla yanına koşmuş : “Anneciğim ne yapıyorsun yoksa bize misafir mi gelecek? ”diye heyecanla sormuş. Annesi de Ahmetin boyuna eğilip gülümseyerek: “Evet yavrucuğum Evimizi şenlendirecek çok güze bir misafirimiz gelecek. Ona onbir ayın sultanı derler.” demiş.

Ahmet : “Aaa ben onu biliyorum. Adı Ramazan değil mi anneciğim.” “ Evet” demiş annesi. Ve ona bir kutu uzatmış. Kutunun içinden rengarenk balonlar ve çeşitli süslemeler çıkmış. Annesiyle beraber sevinçle evlerini süslemişler. Yine gün bitmiş. Ahmet yatağına yattığına yatmış gözü göklerdeymiş. Ay incecik haliyle ona bakıyormuş. Ahmet yeni bir ayın geldiğini hemde bunun ayların sultanı olduğunu anlamış. El sallamış hilal halindeki aya. Ay da Ahmete sanki göz kırpıyomuş “Ramazan ayın mubarek olsun Ahmet” diyormuş…

Kadriye Erdoğan

Ramazan hikayesi>>>>>PDF

Etiketler